6 Aralık 2008 Cumartesi

Z A M A N
19/03/2006

Zaman!
Sen nesin?
Işık mısın?
Gün gibi aydınlatan?
Bulut musun, yağmur mu?
Dere misin, tepe mi?
Sen nesin?
Issız ormanlarda ses;
Renk misin, cennet çayırlarda?
Sen!
Ateş misin, su mu?
Güneş misin?
Doğup-batan.
Denizdeki dalgaları,
Bulutları çoğaltan.
Soğuk-sıcak;
Yeri-göğü;
Mevsim-mevsim
Anlatan.

Zaman!
Derdin nedir?
Takatin ne?
Neyi beklersin?
Neyi kaybeder?
Kimi arkandan,
Sürüklersin?
Sen mi varsın evrende?
Özgür.
Ben mi varım, aklımla
Tutsak.
Neyi kaybetsek;
Neyi unutsak;
Saklarsın.
Her şeyi, her şeyi
Ben öldükten sonra,
Anlatacaksın.
Kime?
Niye?

Zaman!
Sen hem günsün, hem gece.
Hem sözsün hem hece.
Karanlık-kör kuyularda;
Sonsuz,
Bilmece.

Zaman!
Sen benimlesin.
Sevinçlerim, seninle;
Salkım-saçak
Umutlarım-kanatlandı,
Uçacak.
Ve hüzünlerim
Bir masal gibi
Anlatılacak:
Bir varmış,
Bir yokmuş.
Her şey ve yaşam az,
Zaman çokmuş.

Zaman!
Sen nesin?
Ben ne?
Ağladığımı-güldüğümü;
Ölesiye sevdiğimi;
Unutmadım;
Hiçbir zaman.
Zaman!
Unutmayan;
Sen misin?
Ben mi?

Zaman!
Ben kayan yıldız,
Sen, yanan ateş; kalan külsün.
Leylaksın, lalesin, gülsün.
Zaman!
Sen, ağaçla büyüyecek;
Suyla akıp gideceksin.
Sen benle başladın;
Benle, biteceksin.


Necmettin AYKAN




Hiç yorum yok: