19 Aralık 2008 Cuma

RAMAZAN USTA
05/Mayıs/2008
Sen Ustasın
Ramazan Usta
Mermer Ustası.
Kökün,
Antik Anadolu’da,
Bergama’da
Efes’te
Aspendos’tadır.
Rüyaların agora’sında hüzün,
Tanrıça heykellerinde
Aşksın
Çağlar boyu sessizliğince
Kalacaksın.
Ramazan Usta,
Mermerde ışıldayan sen,
Gülümseyen sensin.
Adını yazmasan da
Mavişehir-Flamingo on beş girişindeki
Mermer güzelliğinde
Nice yıllar Yaşayacak
Anılacaksın.
Ellerin dert,
Yüreğin kasvet görmesin,
Ramazan Usta.
Necmettin AYKAN

6 Aralık 2008 Cumartesi

Z A M A N
19/03/2006

Zaman!
Sen nesin?
Işık mısın?
Gün gibi aydınlatan?
Bulut musun, yağmur mu?
Dere misin, tepe mi?
Sen nesin?
Issız ormanlarda ses;
Renk misin, cennet çayırlarda?
Sen!
Ateş misin, su mu?
Güneş misin?
Doğup-batan.
Denizdeki dalgaları,
Bulutları çoğaltan.
Soğuk-sıcak;
Yeri-göğü;
Mevsim-mevsim
Anlatan.

Zaman!
Derdin nedir?
Takatin ne?
Neyi beklersin?
Neyi kaybeder?
Kimi arkandan,
Sürüklersin?
Sen mi varsın evrende?
Özgür.
Ben mi varım, aklımla
Tutsak.
Neyi kaybetsek;
Neyi unutsak;
Saklarsın.
Her şeyi, her şeyi
Ben öldükten sonra,
Anlatacaksın.
Kime?
Niye?

Zaman!
Sen hem günsün, hem gece.
Hem sözsün hem hece.
Karanlık-kör kuyularda;
Sonsuz,
Bilmece.

Zaman!
Sen benimlesin.
Sevinçlerim, seninle;
Salkım-saçak
Umutlarım-kanatlandı,
Uçacak.
Ve hüzünlerim
Bir masal gibi
Anlatılacak:
Bir varmış,
Bir yokmuş.
Her şey ve yaşam az,
Zaman çokmuş.

Zaman!
Sen nesin?
Ben ne?
Ağladığımı-güldüğümü;
Ölesiye sevdiğimi;
Unutmadım;
Hiçbir zaman.
Zaman!
Unutmayan;
Sen misin?
Ben mi?

Zaman!
Ben kayan yıldız,
Sen, yanan ateş; kalan külsün.
Leylaksın, lalesin, gülsün.
Zaman!
Sen, ağaçla büyüyecek;
Suyla akıp gideceksin.
Sen benle başladın;
Benle, biteceksin.


Necmettin AYKAN